“Sessizlik Duvarı: İnşaat sektörü Körfez ülkelerindeki göçmen işçilerin yaşadığı ihlallerle mücadele etmiyor

Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar’da faaliyet gösteren 100 inşaat şirketi ile yapılan araştırma şeffaf bir sürecin izlenmediğini ve sadece az sayıda şirketin yeterli adım attığını gösteriyor.

Londra (5 Aralık 2016) – İş ve İnsan Hakları Kaynak Merkezi, Körfez ülkelerindeki inşaat şirketlerinin göçmen işçileri sömürü altındaki çalışma koşullarına karşı koruyamadığını ve alınan tedbirlerle ilgili şeffaf bir yapının olmadığını gösterdiğini söyledi.

Merkez, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’nde çalışan 100 inşaat şirketine göçmen işçilere yönelik sömürüyü durdurmak için nasıl tedbirler aldıkları konusunda anket soruları gönderdi. Sadece 22 şirket olumlu yanıt verirken, verilen cevaplar konuyla ilgili şok edici derecede bir eylemsizlik olduğunu gösterdi. Merkez, bugün, şirketlerin cevaplarını analiz ettiği ‘Sessizlik Duvarı’ adlı raporu ve İngilizce ve Arapça dillerinde internet üzerinden arama yapılabilen bir veritabanı açıklayacak.

Araştırma için, genel merkezleri Türkiye’de bulunan ve Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’nde faaliyet yürüten sekiz şirket ile iletişim kuruldu. TAV İnşaat ve Yapı Merkezi İnşaat olmak üzere iki şirket ankete katılırken, Doguş İnşaat, Gülermak, Onur, STFA, Tefken İnşaat ve Yüksel olmak üzere altı şirket anketi cevapsız bıraktı.

Giderek artan kamu baskısına rağmen, Dünya Kupası stadyumlarının inşaatında görev alan şirketler araştırmamıza katılmadı. Al Balagh Trading & Contracting, Larsen & Toubro, HBK Contracting, J&P Avax SA, Joannou & Paraskevaides (Overseas), Midmac and Porr gibi şirketler, Katar Supreme Committee for Delivery & Legacy’nin İşçilerin Refah Standartları’na uyum sağladıklarını gösterme fırsatını kaçırdılar.

Araştırma için iletişime geçilen 100 şirketin sadece %39’unun kamuya açık insan hakları taahhütleri bulunmakta.

Birkaç şirket işe alım, işçilerin söz hakkı ve taşeronluk gibi alanlarda, diğer şirketlere örnek olacak önemli adımlar attılar.

Laing O’ Rourke, Multiplex, Salini Impregilo, SNC-Lavalin ve Vinciişe alım sırasında harç ödemek zorunda kalan işçilere alınan ücretin geri iadesi konusunda bir prosedür başlattıklarını bildirdi. Başka altı şirket, işçilerden harç aldığı tespit edilen iş bulma kurumlarıyla ilişkilerini keseceklerini bildirdiler.

Britanya merkezli Interserve, çalıştığı taşeron şirketlerin ve tedarikçilerin işçilerin refah politikalarına göre ön yeterlilikten geçtiğini ve denetlemeler ve işçilerle yapılan görüşmeler aracılığıyla bu standartlara uymaya devam edip etmediklerini takip ettiğini bildirdi.

Carillion, Laing O’Rourke ve Salini Impregilo şirketleri, örgütlenme özgürlüğü konusunda dünya genelinde bir politika izlediklerini ve Körfez ülkelerindeki işçilere, işçi refah komiteleri aracılığıyla alternatif ifade mekanizmaları ve toplu örgütlenme hakkı sağladıklarını belirttiler.

Bölgedeki göçmen işçilerin maruz kaldıkları korkunç muamele kamuda geniş bir şekilde yer aldı, dolayısıyla şirketlerin bu konuda herhangi bir bahanesi kalmadı.

İş ve İnsan Hakları Kaynak Merkezi Direktör Yardımcısı Annabel Short şunları ifade etti:

“Küresel eşitsizlik, borç batağına saplanmış ve emeklerinin karşılığını alamayan göçmen işçilerin inşa ettiği milyonlarca dolarlık gökdelenler ve stadyumlarda kendini gösteriyor. Dünyadaki iş gücünün %7’sini istihdam eden inşaat sektörünün artık daha fazla çaba göstermesi gerekiyor.”

2022 Dünya Kupası ve 2020 Dubai Expo, dikkatleri bölgedeki inşaat işçilerin yaşadıklarına çevirdi, ancak inşaat şirketleri bir tepki vermede oldukça yavaş kaldılar. Şirketlerin bu konuda atacakları etkili adımların, savunmasız ve çaresiz durumdaki işçilerin maruz kaldığı dehşet verici ihlalleri sona erdirmede önemli bir rolü var.

Şirketler insan hakları konusunda gerekli özeni icraatlarının bir parçası haline getirmeli ve bu yöndeki ilerlemelerini kamusal olarak açıklamalı. İşe alım, sözleşmeler, ödemeler, sağlık ve güvenlik, yaşam şartları, hareket serbestisi ve taşeronluk konusundaki sorunların iyileştirilmesi için acil adım atılmalı. Şirketlerin, ihlalleri önlemek amacıyla işçilerin etkin katılımını sağlaması ve etkili şikayet mekanizmaları kurması gerekmekte, ve sektör genelinde güçlü bir tepki oluşturmak için bu alandaki ana aktörler ve sivil toplumla bir araya gelmesi gerekmektedir.

İş ve İnsan Hakları Kaynak Merkezi Proje Yöneticisi olan Mariam Bhacker şunları ifade etti:

“Şirketlerin anketimize verdikleri cevaplardaki bölgesel farklılıklar, göçmen işçilerin haklarını desteklemenin inşaat şirketleri için rekabet üstünlüğü olarak güçlendirilmesi konusundaki acil ihtiyacı göstermektedir. Birleşik Krallık’ta Modern Kölelik Kanunu ile yürürlüğe giren zorunlu şeffaflık yasaları ve medya ve sivil toplum kuruluşlarının incelemeleri bazı şirketlerin harekete geçmesini hızlandırdı, ancak yapılacak daha çok şey var. Hükümetler, müşteriler ve yatırımcılar istihdam ve işe alım politikalarında sorumlu ve şeffaf davranan şirketleri ödüllendirmeli.”

//SON

 

Medya iletişim:

Joe Bardwell, bardwell@business-humanrights.org, +44 (20) 7636 7774, +44 7966 636 981

www.business-humanrights.org